ANASAYFA





Kavak Yelleri HeyGirl Röportaj



kavak yelleri hey girl roportaj

ASLI :/ PELİN

Oyunculuğa nasıl başladınız ?

üniversite okuduğum süre boyunca yazlarım hiç boş geçmedi. Bir ajansa yazıldım ve reklam filmlerinde oynamaya başladım. Daha sonra da Kavak Yelleri dizisi için teklif geldi.Görüşmelere gittim ve bu işi yapabileceğimi anladım. Seçilince dünyalar benim oldu.

Dizideki gibi büyük bir aşk yaşadınız mı?

evet, yaşıyorum şu an…

Yeterince vakit ayırıyor musunuz ona ?

ayırmaya çalışıyorum. Maçoluğu sevmem ama beni sahiplenmesini isterim.

Nasıl erkeklerden hoşlanırsınız ?

tip olarak kumral ya da esmer… karakter olarak ise efendi olmalı. Yerine göre davranmasını, oturup kalkmasını bilmeli.

Bir erkekte ilk dikkatinizi çeken şey ne?

ayakkabısı, saati ve saç traşına bakarım.

Kendinizde sevdiğiniz ve sevmediğiniz yönleriniz neler?

çok kararsızım, daha çabuk karar verebilen biri olmak isterdim.

Genelde nerelerde takılırsınız?

çok fazla evden çıkmıyorum aslında. Gidip kafede oturmaktan çok, bir yere gidip uzun uzun yemek yemeyi daha çok seviyorum.

Yaptığınız için kendinize kızdığınız birşey var mı?

makyajımı temizlemeden yatabiliyorum bazen, yorgun olduğum zamanlarda çok üşeniyorum.

Aşk mı, para mı?

aşk da karın doyurmuyor. Hem aşk, hem para diyelim en iyisi. “Çok aşığız, parasız da yaşarız” düşüncesine karşıyım.

Aşk acısından kurtulmak için ne yaparsınız?

çok acımasız olacak ama başka birini bulmak en iyi çözüm sanırım. Çünkü o insana çok bağlanıyorsun ve yalnız kaldığında hatıralar aklına geliyor. Yeni aşklara yelken açmak daha mantıklı. Başka bir insana odaklanmazsan, eski aşkın aklından hiç gitmez.

İbrahim : / DENİZ

oyunculuğa nasıl başladınız ?

ilkokul 3.sınıfta tiyatroya başladım. Belediye tiyatrosunda çocuk oyununda oynadım. Okumayı yeni öğrenmiştim ama tekst ezberliyordum. Şu an İstanbul Üniv. Devlet Konservatuarı’nda üçüncü sınıfta okuyorum.

Yalnız mı yaşıyorsunuz ?

hayır bir ev arkadaşım var, ilkokuldan beri tanışıyoruz zaten.

Nasıl kızlardan hoşlanırsınız ?

Hem güzel hem de çalışkan kızları severim ama en önemlisi iyi anlaşabilmek.

Metroseksüel misiniz?

değilim ama kendime bakmak zorundayım. Dükkanı güzel tutmak zorundayım. Bu yüzden spor yaparım, yediklerime dikkat ederim. Her gece bal. muz ve sütlü special yaparım kendime.

Kavak Yelleri dizisinin başarılı olmasındaki en önemli etken nedir?

1. Dizi Muzigi ve Pinhani

2. Oyunculari yetenekleri

3. Senaryonun özgün olmasi

4. Kendimden birseyler bulmam.

Sizce hangisi?

kavak yelleri 33. bolum özeti

“gerçek yalanlar”

Ne kadar da safmışız
Masallar hep yalanmış
Şu kırmızı başlıklı kız
En az kurt kadar varmış
Rapunzel zamanında
Küt saç daha modaymış
Ve en hain kahramanlar
En masum olanlarmış
Ağustos böceği kaset
Karınca senet yapmış
Yalan söyleyeninse
Burnu hiç uzamazmış
Meğer aslanlar susar
Aynalar konuşmazmış
Güzeller ve düşmanlar
Hiç mi hiç uyumazmış
Kurşun asker silahlı
Polyanna düzenbazmış
Don Kişot’la savaşı
Değirmenler kazanmış

Masallarla büyürsen
Normaldir bu olanlar
Özetleri dinledin
Şimdi gerçek yalanlar

Mine, Kerem’in Aslı’ya olan ilgisinin altında yatan gerçeği öğrenmiş, buradan hareketle kendisine yeni bir yol planı çizmeye çalışmaktadır… Efe, Deniz ve Su ise sahte düğün fotoğrafları operasyonu için bir araya gelmiş Bilal ve Canan’ı da yanlarına alarak çekimlere başlamıştır…

Diğer yanda Aslı; bir yandan Can’ın annesi ve babası arasında gitgide daha da zor anlar yaşarken bir yandan da babasına söyledikleri yalanların artık bir son bulması gerektiğine inanmaktadır…

Bütün bunlar olurken Ayşe, Osman’ın parasını çalan kişinin Mine olmasından şüphelenmekte Haşmet ise Mine’yi hiçbir delil olmadan suçlamanın işleri daha da kötüye götürmekten başka bir işe yaramayacağını savunmaktadır… Sevgi; Gönül’e Metin’in hiç hoşlanmayacağı bir şekilde iş bulurken, Su’da İstanbul’da kalabilmesi için ailesine verdiği sözleri tutması konusunda Efe’nin ensesinde yakın takiptedir…

Sonunda Haşmet Osman’ın parasını Mine’nin alıp almadığını anlamak için işe el koyup, Mine ise tiyatroya olan ilgisini kullanarak Kerem’e bir sürpriz hazırlamışken; Aslı’nın Can’ı götürdüğü basketbol maçında yaşananlar herkesin planını alt üst edecektir…

sezin akbasogullari resimleri sezin akbasogullari resimler sezin akbasogullari resim

sezin akbasogullari resimleri, sezin akbasogullari resimler, sezin akbasogullari resim
sezin akbasogullari resimleri, sezin akbasogullari resimler, sezin akbasogullari resim
sezin akbasogullari resimleri, sezin akbasogullari resimler, sezin akbasogullari resim
sezin akbasogullari resimleri, sezin akbasogullari resimler, sezin akbasogullari resim
sezin akbasogullari resimleri, sezin akbasogullari resimler, sezin akbasogullari resim

Bu yazıyı arkadaşına gönder Bu yazıyı arkadaşına gönder

Sezin AKBAŞOĞULLARI

Adı Soyadı

Sezin AKBAŞOĞULLARI
Doğum Tarihi 22-04-1981
Doğum Yeri Izmir
Eğitim Bilkent Üniversitesi Tiyatro Bölümü

Sezin Akbaşoğulları Bilkent Üniversitesi Tiyatro bölümü mezunu oyuncu, tiyatrocudur.

Oynadığı Diziler
Beyaz Gelincik
Eylül
Küpeler
Bizim Evin Halleri

Oynadığı Sinema Filmleri
Bir Aşk Hikayesi
Gülizar

Özlem Düvencioğlu

Özlem Düvencioğlu

14 yaşından beri Pitbull eğitiyor

Hırsız-Polis adlı dizide ‘Mavi’ adlı bir hırsızı canlandıran Özlem Düvencioğlu, Almanya’dan mavi yolculuğa diye geldi birkaç ay içinde ‘şöhret’ olup çıktı… İşte onun hakkında merak ettikleriniz

Ortalık sarı röfleli saçlı, bol makyajlı stardan geçilmezken hoş bir değişikli oldu doğrusu… Kıvırcık, kara saçlar, kemikli, duru bir yüz ve kendini ‘magazin gülü’ haline getirmeyen düzgün bir duruş… Özlem Düvencioğlu Kanal D’de yayınlanan Hırsız-Polis dizindeki rolüyle yeni nesil starlar arasına girdi bile… Hiç oyunculuk tecrübesi olmamasına ve Türkçe’yi düzgün konuşamamasına rağmen… Bunda Uğur Yücel gibi bir duayenle birlikte oynamasının da payı var şüphesiz… Almanya’da modellik yaparken mavi yolculuk için Türkiye’ye geldi ama hayat ona farklı bir rota çizdi. Bundan sonrasını
Özlem’in kendisinden dinleyelim. Bakalım kimmiş…

Nasıl Mavi oldu?
“Ben aslında buraya gelip mavi yolculuk yapmak istiyordum. Önce İstanbul’a geldim, burada iki-üç fotoğraf çekiminden para kazanıp mavi yolculuk yapıp Almanya’ya dönecektim. Bir arkadaşım ‘Seni Renda Hanım’la (Renda Güner) tanıştıracağım, onun casting ajansı var’ demişti. O sırada da casting yapılıyormuş Mavi için. Beni gördüler ve ‘Bu Mavi,’ dediler.”

Aile: Almanya’da doğup büyüdüm. Teyzem orada çalışıyormuş. 67 senesinde annemi de almış yanına. Babam da 2 yıl sonra gitmiş. Babamın halı dükkânı vardı, 8 ay önce vefat etti. Annem emekli. Annem ve iki abim hala Almanya’da.

Ülke: Ben Alman değilim, Türk de değilim. Oradaki insanlar 60′lı, 70′li yıllarda köylerini bırakıp gelmişler, fabrikaya girmişler. Fabrikadakilere göre siteler yapıyorlar. Herkes orada yaşıyor ve Türk toplumunun içinde büyüyorsun. Türk bakkalı var, bangır bangır Türkçe müzik dinliyorlar. Ben onların arasında büyümedim. Tabii ki Türk arkadaşlarım vardı ama Alman, İtalyan da vardı.

Eğitim: Hukuk ve ekonomi okudum. Üniversiteden önce bir emlakçıda staj yaptım, üniversiteye başladıktan sonra da kendi emlak şirketimi kurdum. Sonra mankenliğe başladım. İş yüzünden okulumu sürdüremiyordum, o yüzden okulu bırakıp mankenlik yapmaya başladım.

Türkçe: Türkçem bozuk, doğru düzgün bir şey anlatamıyorum. Dört hafta kursa gittim. Dizide bir tek bana dublaj yapılıyor. Bu biraz moralimi bozuyor. Ama bir süre sonra kendi sesimle konuşacağım.

İstanbul: İstanbul’u çok seviyorum ama çok yorucu. En çok gözüme batan, insana değer verilmiyor. Hep agresifler. Bağırıyorlar, ‘Çek arabanı oradan!’ Bizim orada kırmızıda durursun, yeşilde yürürsün. Burada hep dikkat etmen gerekiyor araba ezmesin diye.

Hırsız-Polis: Diziye başlarken herkes heyecanlıydı, ben değildim. İyi olacağını da biliyordum çünkü hikâye çok güzel, diğer Türk dizilerine benzemiyor. Çünkü öğrendim sonra Türk dizilerinin nasıl bir şey olduğunu. İki-üç tane izledim tam bir felaketti kapattım televizyonu. Mavi karakterini sevdim, kadro süper. Çok şanslıyım. Bence bizim dizi en iyisi. Ben orada oynadığım için söylemiyorum tabi bunu. TMC zaten güzel işler yapıyor.

O kendini söyle tanımlıyor… 25 yaşındayım. Doğma büyüme Almanya Düselldorf’luyum. Türkiye ile hiç alakam yoktu. Sadece tatillerde veye hafta sonlarında alışveriş yapmak için geliyordum. Almanya’da emlekçı olarak bir yıl staj yaptım. Sonra kendi şirketimi kurup 3,5yıl emlekçılık yaptım. Evleri restore edip satıyordum… Bu arada mankenliğe başladım. Ben bir kaç işi aynı anda yapmayı çok seviyorum. Yaptırdığım evlerin 3-5 yıl sonra yine açık arttırmaya çıkacağını düşünerek emlekçılığa yeniden başlama düşüncesiyle işime ara verdim.

|